AYRILIKLAR DA SEVDAYA DAHİL,PLATONİKLER HALA SEVGİLİ

Geçen gün arkadaşlarla mekanda oturuyoruz.Bizim fakülteden üç erkek girdi kapıdan. Karşıdan bize selam verip bahçe kısmına ilerlediler.Tabii durur muyuz hemen başladık dedikodularını yapmaya.İçlerinden gözlüklü olanı affedip onun iyi biri olduğuna topluca kanaat getirdik.Geriye kalan iki kişiden ilk kurban bizim arkadaşın eski sevgilisi.Bizimki başladı anlatmaya.Çocuğun ne kadar hovarda olduğundan,içtiği sigaranın markasına kadar her şeyini döktü savurdu.Yaklaşık bir buçuk saat süren bu konuşmasının ‘Ben daha iyilerine layığım’ kısmını biz de moral cümleleriyle destekledik.Tam onu sakinleştirdik derken diğer arkadaş çalan şarkı eşliğinde ikinci kurbana olan plotanik aşkından bahsetti.İki arkadaşım da derdini anlatmaya ‘Ne kadar canımı acıtsa da sevmek güzel şey’ diyerek başladı fakat sonları farklıydı. Birinin kapanış cümlesi ”Onu tanıdığım güne lanet ediyorum! ” olurken diğerininki ”Onu tanıyamadığım her güne lanet ediyorum.” oldu.
Sizce hangi aşk acısı daha zor, ayrılık mı yoksa platonik aşk mı?Siz cevabı düşünürken ben kendi fikirlerimi anlatayım.Ayrılık kendi içinde çeşitlere ayrılıyor.Seveni var,sevmeyeni var,sevip de sevilmeyeni,sevilmeye doyup da sevmeyi bilmeyeni var.Hepsinin ortak noktası ise alışkanlık.Öyle ya da böyle,istesen de istemesen de karşındakine bir süre sonra alışırsın.Aslında zaten ondan çok,onun sendeki yerini seversin.Sana,kalbine ve ruhuna iyi gelen yönleridir seni ona bağlayan.Mühim olan şey ise,bu alışkanlığı duygu eşliğinde taze tutabilmek.Alışkanlığı sıradanlaştırmak değil de o insanla sıradışı alışkanlıklar kazanmak gerek.Ve anahtar kelime de bunu karşındakiyle aynı anda başarabilmek.Bir tanesi eksik olursa,işte o zaman ayrılıklar ortaya çıkıyor.Değer verdiğin,güvendiğin,vakit geçirdiğin ve (eğer seviyorsan) sevdiğin bir insandan ayrı kalmak;belki de hayatının sonuna kadar onsuz olmayı göze almak gerçekten çok zor.İlk sözde biter susturulur hatıralar,sonra gözde biter eskisi gibi gelmez aklına hatıralar,sonra da gönülde biter gözünün önüne gelse de yakmaz artık canını hatıralar…
Evet doğru,ayrılık zordur acıtır.Peki ya platonik aşk ? Bence biri sizin görsün fark etsin diye çabalamak,birini görmemeye çalışıp onu unutmaktan çok daha zor.Bir insanı hiç tanımadan onu alışkanlık haline getirmek,uzaktan uzağa günlerce aylarca izleyip hayal kurabilmek,aranızda hiçbir bağ yokken keni kendine o insanla bütünleşmek,bir olmak ve üstelik onun sizin varlığınızdan zerre haberi yokken yapmak tüm bunları…
”İnsana yapılacak en büyük kötülük,onu bir umudun içine hapsetmektir.” demiş Jean François Lyotard.Ayrılmak ‘Belki bir gün yeniden sever?’ umuduyla süründürür insanı,platonik aşk ise ‘Belki bir gün beni sever?’ umuduyla öldürür.Hangisi mi daha kötü? Bence siz cevabınızı çoktan buldunuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir